Karacasu’da 250 yıllık tarihi konak turizme kazandırıldı

20 Ağustos 2026, Perşembe 18:14

     


Aydın’ın Karacasu ilçesinde yaklaşık 250-300 yıllık olduğu tahmin edilen tarihi konak, aslına uygun şekilde restore edilerek turizme kazandırıldı. Ailesinden miras kalan konağı ayağa kaldıran emekli öğretmen ve eski belediye başkanı Emin Mete, tarihi yapıların korunmasının Karacasu turizminin gelişmesinde önemli rol oynayacağını söyledi.

Aydın’ın Karacasu ilçesinde geçmişi yaklaşık 250-300 yıl öncesine dayandığı tahmin edilen tarihi konak, restorasyon çalışmalarının ardından kapılarını ziyaretçilere açtı. Emekli öğretmen ve eski belediye başkanı Emin Mete’ye ailesinden miras kalan konak, tarihi dokusu korunarak turizme kazandırıldı.

Konağın kendisine anne ve babasından miras kaldığını anlatan Mete, dört kardeşin herhangi bir anlaşmazlık yaşamadan aileden kalan taşınmazları paylaştığını söyledi.

Mete, “Bu konak bana ailemden miras kaldı. Anne ve babamdan kaldı. Biz dört kardeştik. Kardeşlerimle oturduk. Babamızdan kalan dört parça yer vardı, herkes gönlünden geçen yeri istedi. Hiç gürültü olmadan herkes birer parça yer aldı. Bu tescilli konak da bana kaldı. Bana kalınca sevindim. Çünkü Karacasu’da bir hareket yapmak, bir kıvılcım yakmak zorundayız” dedi.

KONAĞIN GEÇMİŞİ 250-300 YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR

Konağın tarihini araştırdığını belirten Mete, Osmanlı kayıtlarında yaklaşık 120 yıl geriye ulaşabildiğini söyledi. Yapının 1980’li yıllarda ailesine geçtiğini ifade eden Mete, konağın gerçek yaşının ise daha eski olduğunu tahmin ettiklerini kaydetti.

Mete, “Konağımız eski bir konak. Tarihiyle ilgili çalışma yaptım ve Osmanlı kayıtlarında yaklaşık 120 yıl geriye gidebildim. Burası dört veya beş kez el değiştirmiş. 1980’li yıllarda bize geçti. Ancak konağımızın yaklaşık 250-300 yıllık olduğunu tahmin ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu tahminin bahçede bulunan zeytin ağacının yaşına dayandığını anlatan Mete, “Bahçemizde bir zeytin ağacı var. İlçe Tarım Müdürlüğünden gelen ziraatçı arkadaşlara ağacın kaç yaşında olduğunu sordum. ‘250 ile 300 arasında’ dediler. Demek ki insanlar buraya yerleşti, evi yaptı, bitirdi, zeytini dikti ve aşıladı. Bu nedenle konağın da 250 ile 300 yıl arasında bir yaşı olduğunu düşünüyoruz” dedi.

OSMANLI VE TÜRK MİMARİSİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR

Tescilli konağın geleneksel mimari özelliklerinin restorasyon sırasında korunduğunu belirten Mete, yapının taş ve ahşap ağırlıklı olduğunu söyledi.

Mete, “Tamamen Osmanlı ve Türk mimarisine göre yapılmış durumda. Evin arka ve yan cepheleri yaklaşık 80 santimetre kalınlığında taş duvar. Orta bölmeler ise Bağdadi tekniğiyle yapılmış. Burası tescilli bina olduğu için restorasyon, koruma kurulunun izni doğrultusunda ve İzmir Röleve ve Anıtlar Müdürlüğünün gözetiminde yapıldı” diye konuştu.

RESTORASYONDA EN BÜYÜK SORUN USTA BULMAK OLDU

Restorasyon sürecinin kolay olmadığını ifade eden Mete, özellikle tarihi yapılarda kullanılan teknikleri bilen ustaların sayısının azalmasının kendilerini zorladığını dile getirdi.

Mete, “Bu işi yapacak ustalarımız kalmamış, azalmış, sayılı. Yerli ustalarımızla belli bir yere kadar geldik ama Bağdadi’yi ve saçağı yapamadılar. Daha sonra Nazilli’den, Aydın’dan, Denizli’den, Çameli’nden ustalar bulduk. Hepsini bir araya getirerek böyle bir eser ortaya çıkardık” dedi.

Restorasyonda kullanılacak ahşapların temininde de güçlük yaşadıklarını belirten Mete, malzeme bulabilmek için çevre il ve ilçelere gittiklerini söyledi.

“Tamamen ahşap malzeme olduğu için bir kamyondan fazla ahşap aldık. Bunu Karacasu’da tedarik edemedik. Nazilli’ye, Denizli Çameli’ne, Muğla Kavaklıdere’ye gittik. Oradaki ustalardan destek aldık” ifadelerini kullandı.

“BİR ÇİVİYİ DAHİ SÖKMEYİN DEDİLER”

Restorasyon sırasında konağın özgün dokusunun korunmasına büyük önem verildiğini vurgulayan Mete, kullanılabilecek durumdaki eski malzemelerin değiştirilmediğini söyledi.

Mete, “Bir çiviyi dahi sökmeyin, bir ahşabı dahi sökmeyin dediler. Çürümüş olsa bile dayanacaksa kalsın dediler. Çünkü 250 yıl geriye gidip o tarihi yok etmek, o ustanın emeğine saygı duymamak demektir. Biz de orijinal malzemelerin hepsini mümkün olduğunca koruduk. Mecburiyetten çıkardığımız parçaları da hatıra olarak saklıyoruz” dedi.

AİLECE TURİZM İÇİN EĞİTİM ALDILAR

Başlangıçta eşiyle birlikte konakta yaşamayı düşündüklerini ancak daha sonra yapıyı turizme kazandırmaya karar verdiklerini anlatan Mete, bu süreçte ailece eğitim aldıklarını belirtti.

Mete, “Eşimle konuştuk, ‘Burada yaşayabilir miyiz?’ diye bir hafta denedik. Daha sonra başka bir şey düşünmeye karar verdik. Eşime ‘Sen patron ol, biz de işçi olalım. Ailecek çalışalım’ dedim. Beraber kırsalda turizm kursuna gittik” diye konuştu.

İşletme ve sürdürülebilir turizm belgelerini aldıklarını ifade eden Mete, hijyen ve ilk yardım eğitimlerine de katıldıklarını söyledi. Bakanlık tarafından yapılan incelemenin ardından konağın turizm faaliyeti için uygun bulunduğunu belirten Mete, “Bakanlığımızdan müfettiş geldi, inceledi. ‘Burası uygundur’ dedi ve belgemizi aldık. Yola çıktık, şimdi turizmci olduk” dedi.

RESTORASYONA DEVLET DESTEĞİ

Restorasyon için önemli miktarda harcama yaptıklarını belirten Mete, devlet tarafından da maddi destek sağlandığını söyledi.

Mete, “Biz buraya yaklaşık 65 bin dolar civarında para harcadık. Devlet de yaklaşık 10 bin dolar destek verdi. O destek beni de teşvik etti. ‘Güzel bir şekilde yapalım, bitirelim’ dedik ve bitirdik. Sonra da turizme doğru yöneldik” ifadelerini kullandı.

“NEDEN BİR ŞİRİNCE, BİR SAFRANBOLU OLMAYALIM?”

Karacasu’nun sahip olduğu tarihi konakların ilçenin turizm potansiyelinin önemli bir parçası olduğunu belirten Mete, daha fazla tarihi yapının restore edilerek konaklamaya kazandırılması gerektiğini söyledi.

Mete, “Karacasu’da turizm gelişecekse tarihi konaklar geliştirecek. Biz neden bir Şirince, neden bir Safranbolu olmayalım? Çünkü elimizde Afrodisias gibi dünya mirasına girmiş bir antik kentimiz var. El sanatlarımız var, yaylamız var, etnografya müzemiz var. Gelin birleşelim, hep beraber bu ilçe için turizmi ayağa kaldıralım” dedi.

Turist gruplarının konaklama taleplerine mevcut kapasitenin yetmediğini ifade eden Mete, “Benim konağımda dört oda var. Eşlerle beraber sekiz kişi, ek yatakla 10 kişi kalabilir. Ama turizmciler bir otobüsü burada misafir etmek istiyor. Bunun için konak sayısını artırmamız gerekiyor. Tescilli evleri bir an önce restore edip Karacasu’da turizmi canlandırmak zorundayız” diye konuştu.

“KONAK YAŞIYOR VE HAYAT BULDUĞU İÇİN KORUNUYOR”

Tarihi konağın turizme açılmasının yapının korunmasına da katkı sağladığını belirten Mete, konağın artık yaşayan bir yapı haline geldiğini söyledi.

Mete, “Konak yaşıyor şimdi. Hayat buluyor ve hayat bulduğu için de korunuyor” ifadelerini kullandı.

Yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara tarihi konaklara sahip çıkmaları çağrısında bulunan Mete, “Konak sayısını artıralım. Bir Safranbolu, bir Şirince olalım. Afrodisias değerimiz var, seramikçilerimiz var, demircilerimiz var, yaylalarımız ve etnografya müzemiz var. Bu değeri kaçırmayalım. Karacasu’da sanayi için uğraşacağımıza gelin turizmle kalkınalım. Karacasu turizmle kalkınacak. Herkes taşın altına elini koysun” dedi.


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler