Aydın tarihinin izleri Karacasu’daki Aydın Bey Türbesi’nde

25 Ağustos 2026, Salı 17:27

     


Aydın’ın Karacasu ilçesi Esençay Mahallesi’nde bulunan Aydın Bey Türbesi, Aydınoğulları Beyliği’nin kuruluş sürecine ilişkin önemli izler taşıyor. Tarihçi ve avukat İsa Özbilen, arşiv kayıtlarının türbenin Aydın Bey’e ait olduğunu desteklediğini belirterek, Aydınoğulları Beyliği’nin temellerinin Karacasu’da atıldığını ve bölgenin Batı Anadolu Türk tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

 

Aydın’ın Karacasu ilçesi Esençay Mahallesi’nde bulunan Aydın Bey Türbesi, bölgenin yüzyıllar öncesine uzanan tarihine ışık tutuyor. Aydın Bey ve Aydınoğulları Beyliği üzerine araştırmalar yapan tarihçi ve avukat İsa Özbilen, Karacasu ve Dandalaz Vadisi’nin beyliğin kuruluş sürecindeki öneminden türbenin Aydın Bey’e ait olduğunu destekleyen arşiv kayıtlarına kadar önemli bilgiler paylaştı.

 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu belirten Özbilen, uzun yıllar tarih öğretmenliği ve serbest avukatlık yaptığını söyledi. Memleketinin tarihine katkı sağlamak amacıyla araştırmalar yaptığını ifade eden Özbilen, “Bu tarih araştırmaları benim memleketime, memleketimin tarihine bir katkı amacıyla yapılmıştır. Herhangi bir maddi kaygıyla yapılan bir iş değildir. Ankara’da uzun yıllar hem tarih öğretmenliği yaptım hem de serbest avukatlık yaptım. Hâlâ serbest avukatım” dedi.

 

“AYDIN İLİNİN ADI AYDIN BEY’DEN GELİR”

 

Aydın Bey Türbesi’nin hem Karacasu hem de Aydın açısından önemli olduğunu belirten Özbilen, bölgenin Batı Anadolu’daki Türk tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu söyledi.

 

Özbilen, “İlk önce Aydın ilinin adı Aydın Bey’den gelir. Bundan dolayı önemli. İkinci olarak Aydın’da Türklerin Batı Anadolu’da ilk ele geçirdikleri bölge olması açısından önemli. Aydınoğullarının temelinin Karacasu’da, o zamanki adıyla Yenişehir’de atılmış olması bu açıdan önemli” dedi.

 

AYDINOĞULLARI’NIN İLK ADIMLARI KARACASU’DA

 

Aydın Bey’in Aydınoğulları Beyliği tarihindeki yerine değinen Özbilen, yazılı kaynaklara göre Aydın Bey’in 13. yüzyılın ikinci yarısında Karacasu ve çevresinde bulunduğunu söyledi.

 

Özbilen, “Bugünkü yazılı kaynaklara göre 1260 ile 1308 yılları arasında Karacasu çevresine geldiğini ve 1278’de Karya Antakya kentini aldığını ve orada Yenişehir kentini kurduğunu tarihî araştırmalar bize gösteriyor. Dolayısıyla Aydınoğulları Beyliği’nin resmî kurucusu her ne kadar Aydınoğlu Mehmet Bey ise de ilk kurucusunu Aydın Bey olarak kabul edebiliriz” ifadelerini kullandı.

 

KARACASU VE DANDALAZ VADİSİ’NİN TARİHTEKİ ÖNEMİ

 

Aydın Bey’in Karacasu ve Dandalaz Vadisi ile bağlantısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özbilen, bölgenin Türklerin Batı Anadolu’ya ilerleyişinde önemli bir konumda bulunduğunu belirtti.

 

Özbilen, “Aydın Bey’in 1260’lı yıllardan sonra Karacasu ve çevresine geldiğini ve bu bölgeleri ilk defa Bizanslılardan aldığını tarihî araştırmalarda saptayabiliyoruz. Anadolu’nun batısında uç beyliği olarak, her ne kadar 1308’den itibaren siyasi olarak Aydınoğullarının varlığını tarih araştırmaları ortaya koyuyorsa da biraz daha önceden bunun bir hazırlığı var. Aydın vilayetinin adının da Aydın Bey’den geldiğini düşünürsek Karacasu, Dandalaz Vadisi hakikaten Batı Anadolu’nun tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır” diye konuştu.

 

“BEYLİĞİN TEMELLERİ KARACASU’DA ATILDI DİYEBİLİRİZ”

 

Aydınoğulları Beyliği’nin temellerinin Karacasu’da atıldığının söylenebileceğini belirten Özbilen, Osmanlı dönemine ait Tapu Tahrir Defterleri ve diğer yazılı kayıtların bu görüşü destekleyen bilgiler içerdiğini ifade etti.

 

Özbilen, “Bir kere Osmanlı arşivlerinde Fatih döneminden eskiye ait herhangi bir tarihî belge yok. Ama 1450 sonrasında ilk önce Tapu Tahrir Defterleri ve diğer yazılı kayıtlar her açıdan bizim bu iddiamızı doğrular malzemeler vermekte” dedi.

 

AYDIN ADININ KÖKENİNE DİKKAT ÇEKTİ

 

Bugünkü Aydın ilinin adının Aydın Bey’den geldiğini belirten Özbilen, bölgedeki fetih sürecine ilişkin tarihler de verdi.

 

Özbilen, “Aydın adı Aydın Bey’den gelir. 1278’de Afrodisias ve Karya Antakyası, 1281’de Sultanhisar, 1282’de Aydın, o zamanki adıyla Tralles, Aydınoğulları Menteşeoğullarıyla birlikte Bizanslılardan almışlardır. Dolayısıyla Aydın Bey’in adından dolayı yerleşim yerinin Aydın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

 

TÜRBENİN AYDIN BEY’E AİT OLDUĞU NASIL TESPİT EDİLDİ?

 

Türbenin Aydın Bey’e ait olduğuna ilişkin çalışmalar hakkında bilgi veren Özbilen, bu görüşün ilk kez 1946 yılında Aydınoğulları üzerine doktora tezi hazırlayan Himmet Akın tarafından ortaya atıldığını söyledi.

 

Özbilen, “Aydın Bey Türbesi’nin Aydın Bey’e ait olduğunu ilk defa 1946’da Aydınoğulları hakkında bir doktora tezi yazan Himmet Akın iddia etmiştir. Daha sonra bu konuyla ilgili herhangi bir araştırma yapan olmamıştır” dedi.

 

Türbenin yörede uzun yıllar “Aydın Baba” adıyla bilindiğini ifade eden Özbilen, bu nedenle geçmişte burada yatan kişinin bir din adamı olup olmadığı konusunda farklı değerlendirmelerin bulunduğunu ancak arşiv kayıtlarının önemli bilgiler ortaya koyduğunu söyledi.

 

1522 TARİHLİ KAYITTA “AYDIN BEY” İFADESİ

 

Türbenin kimliğine ilişkin en önemli tarihî dayanaklardan birinin vakıf kayıtları olduğunu belirten Özbilen, 16. yüzyıldan kalan kayıtlara dikkat çekti.

 

Özbilen, “571 numaralı Aydın Vakıf Defteri var. Orada bütün Aydın’daki vakıf kayıtları vardır. Aydın Bey’in vakfı da orada kayıtlıdır. 1522 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı vakıf sayımında Aydın Bey olarak geçen kayıt var. Dolayısıyla bizim elimizde şu anda en eski kayıt odur. Vakıf kaydı Aydın Bey’e ait” ifadelerini kullandı.

 

ALAN VE ARŞİV ARAŞTIRMALARI YAPILDI

 

Sonraki yıllarda türbe ve Aydın Bey üzerine yeni araştırmalar gerçekleştirildiğini belirten Özbilen, tarihçi Enver Konukçu’nun girişimleri, Aydın Valiliğinin desteği ve Adnan Menderes Üniversitesi’nden Kemal Ramazan Haykıran’ın katılımıyla bölgede alan araştırmaları yapıldığını anlattı.

 

Özbilen, “Enver Konukçu hocanın girişimleriyle Aydın Valiliği de destek çıkmış ve ADÜ’de Kemal Ramazan Haykıran hocamız var. Onlar birlikte bir alan araştırması yapmışlar. Onunla ilgili yazılar yazılmış. Aydın Bey’le ilgili arşiv taraması da yapılmış. Destekleyen yazılı belgeler de ortaya çıkınca bu görüş kesin bir kanaat vermiş” diye konuştu.

 

“BEY OLMASI YÖNETİCİ SINIFTAN GELDİĞİNİ GÖSTERİYOR”

 

Kendisinin de arşivlerde Aydın Bey ile ilgili çok sayıda belgeye ulaştığını ifade eden Özbilen, özellikle kayıtlarda kullanılan “Bey” unvanının önemli olduğunu söyledi.

 

Özbilen, “Benim yaptığım arşiv araştırmalarında da birçok belge buldum. 1522’ye tarihlenen vakıf defterindeki kayıtta Aydın Bey olarak yazılı. Zaten ‘bey’ olması onun din adamından ziyade yönetici sınıftan gelen bir insan olduğunu gösteriyor bize. Eğer herhangi bir din adamı olsaydı başka bir unvan verilirdi” dedi.

 

Daha sonraki dönemlere ait belgelerde “Aydın Baba” ifadesinin de yer aldığını belirten Özbilen, “Daha sonra hakikaten arşiv belgelerinde Aydın Baba diye de var ama o çok sonraki, 18. yüzyılın kayıtlarında Aydın Baba diye geçiyor” ifadelerini kullandı.

 

TÜRBENİN YANINDA TEKKE VE AŞEVİ BULUNUYORDU

 

Aydın Bey Türbesi’nin bulunduğu alanın geçmişte yalnızca türbeden ibaret olmadığını belirten Özbilen, vakıf kayıtlarında tekke ve aşevine ilişkin bilgilerin de bulunduğunu söyledi.

 

Özbilen, “Yazılı belgeler bize açıkça gösteriyor, özellikle vakıf kayıtları. Orası bir tekke, aşevi var. Eğitim veriliyor. Çünkü birçok padişah tarafından görevli atanmış. O vakıf kayıtları var. Bunlar Vakıflar Genel Müdürlüğünde benim ulaştığım kayıtlarda var” dedi.

 

“ARTIK BİR ŞÜPHEYE YER KALMAMIŞ”

 

Arşiv araştırmalarının türbenin kimliğine ilişkin önemli sonuçlar ortaya çıkardığını belirten Özbilen, ulaştığı belgeleri yayımladığı kitaplarda belge numaralarıyla birlikte paylaştığını söyledi.

 

Özbilen, “Dolayısıyla artık bir şüpheye yer kalmamış. O başka bir din adamı değil. Aydınoğullarının kurucusu Aydın Bey’e ait olduğu ortaya çıkmış durumda. Benim yayınladığım kitaplarda da bu var zaten, belgeleri sayı numarasıyla verdim” ifadelerini kullandı.

 

“AYDIN BEY’İN BURADA GÖMÜLÜ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ”

 

Aydın Bey’in gerçekten türbede gömülü olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özbilen, arşiv kayıtlarında yer alan ifadelerin bu görüşü desteklediğini söyledi.

 

Özbilen, “Çünkü arşiv malzemesinde açıkça ‘Aydın Fatihi’ ifadesi de geçmekte. Zamanımıza ulaşmış ama zaman içinde vakfa ait araziler el değiştirmiş. Orada bir tereddüt yok artık. Bu arşiv malzemeleri elimizde” dedi.

 

YENİŞEHİR’DE AŞEVİ, CAMİ VE MEDRESE

 

Bölgenin Aydınoğulları dönemindeki önemini gösteren yapılardan birinin de Hafsa Hatun Türbesi olduğunu ifade eden Özbilen, dönemin Yenişehir yerleşiminde farklı sosyal ve dinî yapıların bulunduğunu belirtti.

 

Özbilen, “Hafsa Hatun Türbesi zaten o zamanki Yenişehir’in bulunduğu yerde. Bu bizim için son derece önemli. Hafsa Hatun Aydınoğulları soyundan bir insandır. Yenişehir’de bir aşevi vardır, camisi vardır, medresesi vardır. Uzun yıllar bu vakıf ayakta kalmıştır ve bu bölgenin Türkleşmesi ve İslamlaşması için büyük katkılar yapmıştır” diye konuştu.

 

RESTORASYONU YAPILDI, SIRA TANITIMDA

 

Aydın Bey Türbesi’nin korunması ve turizme kazandırılması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özbilen, türbede restorasyon çalışmasının gerçekleştirildiğini, bundan sonraki süreçte tanıtım çalışmalarının önem taşıdığını ifade etti.

 

Özbilen, “Restorasyon çalışması yapıldığı için Kültür Bakanlığı’nın, Valiliğin yapması gerekenler yapılmış. Tanıtım, reklam açısından önemli olabilir” dedi.

 

Karacasu ve Dandalaz Vadisi’nin Aydınoğulları Beyliği’nin kuruluş sürecindeki önemini ortaya koyan Aydın Bey Türbesi, arşiv kayıtları ve tarih araştırmalarıyla Aydın’ın geçmişine ışık tutan önemli tarihî yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor.


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler