"Dürüst olmayan insanlardan, düzgün toplum çıkmaz"

18 Eylül 2020, Cuma 14:48

     


Gazeteci ve Yazar Gülşah Elikbank, tvDEN'de yayınlanan Emin Aydın'la Baş Başa programının konuğu oldu. Elikbank, "Pandemi döneminde insanlar ruhlarını beslesinler" dedi.

(FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN)

Pandemi sürecinden dolayı sanatçıların toplumla bulamadığı bir dönem geçirdiklerini söyleyen Gülşah Elikbank, "Çok zor bir dönem yaşıyoruz. Gözükmeyen bir düşmanla savaşıyoruz. İnsanlar sanat da olmayıverse diye düşünüyor. Bununla ilgili şöyle bir cevap verilmiş, "Picasso'yu bilmek bir insanı daha uzun yada daha sağlıklı yapmaz ama Picasso'yu bilen insanla bilmeyen bir insanı hemen anlarsınız." Aslında sanat da böyledir. Pandemi sürecinde sanatı yaşayamadık ve bir araya gelmenin önemli olduğunu gördük. Sanat insanları bir araya getiriyordu. Türkiye'nin tanıtımını da sanat üzerinden yapabiliriz. Sanat her işe yarar. Sanatın yayılması için sanatçının halkla buluşturulmasıyla ilgili yerel yönetici ve iktidara iş düşüyor" dedi.

"İNSANLAR YALANLA BÜYÜYOR"

Medusa'nın Pusulası kitabına Schopenhauer'in "Her çocuk bir bakıma dahi, her dahi bir bakıma çocuktur" sözüyle başladığını söyleyen Elikbank, "Çocuksu bakış açısını koyan bir insan her daim önce olacaktır. Çocuk her gördüğünde şaşırır. Hayret eder, merak eder ve arkasından gider. Çocuksu bakış açısı bu aslında. Bu duyguyu koruyabilmek. Bunu kaybettiğiniz an sıradan bir birey oluyorsunuz. Çocuklara felsefeyi erken yaşta sokmamız lazım. Bizde Felsefe dersi sadece lisede var. Biz de çok yalan var. İnsanlar yalancı. Çocuklar yalanla büyüyor. Dürüst olmayan bir insandan düzgün bir toplum çıkaramazsınız. Dürüst insanları saf görüyorlar. Önemli değerler küçümsenir hale geldi" dedi.

EMİN AYDIN ANISINI ANLATTI

Gazeteci Emin Aydın, "Biz köy gazeteleri yapıyoruz. Uzun yıllar Çine'de çalıştım. Bir köye gazete çalışması için gittim. Boynumda fotoğraf makinesi ile dolanırken bir baktım yol yokuş aşağı. Bir nene geliyor sırtında kendinden büyük çantası var. Ben de onun fotoğraflarını çekiyorum. Nene oradan bana seslendi, "Ya garşım çekme, dayın kızeşi (Ya kardeşim çekme, kocam kızar" dedi. Sonra biz neneye sorular sorarken kaynaştık. Bizi evine götürdü, kahvaltılık malzemeler hazırladı. Aradan 15-20 gün geçti. Bizim ofise bir amca geldi yaşlı. "Burası gaste mi, benim karının foturaflarnı çekmişsiniz. Yengen gaste istepduru" (Burası gazete mi? Benim hanımın fotoğraflarını çekmişsiniz. Yengen gazete istiyor) dedi. Ben burada diyorum ki kadın çok güçlü. Bana, 'Kocam kızar çekme' diyor. Kocam güçlü adamdır diyor ama o güçlü adamı benim ayağıma gönderiyor o gazeteden al gel diyor. Burada kim güçlü görüyoruz" dedi.

"KADIN DAHA SESSİZ AMA AİLEYİ YÖNETİR"

Türk kadını çok güçlü diyen Elikbank, "Zaten bu topraklarda güçlü kadınların kanları var. Cumhuriyet dönemi kadınlarıyla şuanki kadınlardan beklenen şeyler ileri gitmesi gerekirken maalesef öyle olmadı. Türk ailelerinde erkek yönetir aile babası deriz ya o öyle değildir. Kadın daha sessiz ama derinden aileyi yöneten kişidir. Bu erkeğin çok hoşuna giden bir şey değil. Anlattığınız nenenin orada erkeğim kızar demesi erkeğini onore etmesi sonra da tatlı diliyle size göndermesi bir yönetmenin şekli. Bunu bu topraklardaki kadınlar çok küçük yaşlarda öğreniyor. Bunu öğrenmek zorunda kalıyor. Türk kadını eşit olmak istiyor. 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' deniyor. Niye arkasında. Yanında olacak. Bir erkek annesi ve babasından ne gördüyse karısına ve kızına öyle davranıyor. Bizim burayı kırmamız lazım. Gelin ve kaynana ilişkisi de böyle. Kaynana, kendi kaynanasından belli bir şiddet görerek yetiştiği için bunu bir yetişim biçimi olduğunu yada böyle yapması gerektiğini düşünüyor. Aslında benim bir evladım daha var bir kız çocuğum daha var diye düşünse daha farklı olacak. Bizde erkek çocuk ve anne ilişkileri de sağlıksız. Erkek çocuk annesine çok güzel sözler söylüyor, erkek çocuk evlenince bu sözler karısına gidiyor ve anne kıskanıyor. Rekabet haline geliyor ister istemez. Çünkü iktidar gidiyor. Burada annenin de kurduğu erkek çocuk üzerinde bir iktidar var." dedi.

"NE İÇİN DOĞDUĞUNU BİLMEN GEREKİYOR"

Kariyer yönetimiyle ilgili konuşan Elikbank, "Hayatta 2 tane önemli gün var. Birisi doğduğun gün birisi de ne için doğduğunu bulduğun gün. Bizim kariyer yönetimini yapmaya çalıştığımız şey ne için doğdumuzu bulduğumuz gün. Çünkü hayat yeterince zor ve çekilmez bir yer. Bunu sürdürülebilir kılmak için sizin anlamlı bir hayatınız olması lazım. Bu anlamı da iş hayatında bulmaktan daha doğal bir şey yok. Size anlamlı gelen ve sizi motive eden bir işe sahip olmanız lazım. Biz de maalesef bu çok ilerleyen yaşlarda fark ediliyor. 40'lı yaşlarda o işi yapmak istemediklerini fark ediyorlar. Geç yaşlarda değil de daha gençken düzeltmeliyiz. Aileler zorlayınca başka işi yapmak zorunda kalanlar var. Örnek vermek gerekirse doktorlar arasında da bunu görebiliriz. Birisi insan sevdiği için seçmiştir diğeri para sevdiği için. Bunu size davranış şeklinde çözebiliriz. Kariyer yönetiminde ilk adımı kendine şunu sorarak yapsınlar, "Yarın ölecek olsan yine bu mesleği mi yapardın?" İnsanın kendine dürüst olması gerekiyor. Bir insan yöneticiyse ve itibar görüyorsa bunu kendisi olarak görmeli. Eğer statüye bağlarsa bir gün yöneticilik elinden gider. Ben yazar olarak değil Gülşah olarak itibar görmeliyim" dedi.

"İLİŞKİLERİ DOĞRU YÖNETEMİYORUZ"

Elikbank, "Emretmeden yaptırabiliyorsan gerçekten bir lidersin. Korkutarak bir şeyleri yapıyorsan bu uzun vadede gitmez. Sevgi ve saygı gerekiyor. Biraz kendine yatırım bu açıdan önemli. Yönetmekle yazmak çok benziyor. Yazmanın bana faydası oldu. Yazmak derin düşünmek aslında. Şu an konuştuklarımı yazıyor olsaydım bunlar 200 sayfa falan sürerdi. Söylediklerimin alt metninde daha ciddi cümlelere varırdım ben. Topluma hitap edecekseniz iyi yazmanız gerekiyor. Biz ilişkileri doğru yönetemiyoruz" dedi.

"İNSANLAR POZİTİF OLSUNLAR"

Hayatta şans faktörünün olduğunu söyleyen Elikbank, "Ben 1980 doğumluyum. 80 döneminde doğan çocuklara baktığınız zaman apotilize olarak yetişmiş. Apolitik olarak büyüyorsunuz ister istemez. Bir çok şeyi geç fark ediyorsunuz. Benim bu şekilde politikada şansım olmaz. 70 kuşağı politik yetişmiştir daha şanslı olur. Ben pozitif düşünen ve insanları pozitif düşünmeyi öğütleyen biriyim. Ben hayatta iyimser olmayı seçtim" dedi.

"SANATA TUTUNALIM"

Elikbank, "Yazmak için istek ve yetenek gerekiyor. İkisinden birisi olmazsa, olmaz. Yetenek ve ister bir arada değilse istediğiniz kadar anlatın olmaz. Bir yazar felsefeyi bilmek zorundadır. İnsanlar salgın döneminde ruhlarını beslemek için bir şeyler yapmalı. İnsanların hayatlarını araştırabilirler. Biyografi okuyabilirler. Belgesel izleyebilirler. Sanat kendine yatırım yapmaktır. Sanata tutunalım" dedi. (ARİF YILMAZOĞLU)







 
Son Eklenen Haberler