İngilizce öğrenimi için çalıştay düzenlendi

8 Ekim 2018, Pazartesi 13:33

     


İzmir'de, Yaşar Üniversitesi tarafından, Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (DEÇEM) desteğiyle, 'Lise Öğrencileri için Etkili Yabancı Dil Öğrenimi' çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda, teknolojinin sağladığı imkanlarla artık İngilizce öğrenmenin kolaylaştığı vurgulandı.

Uluslararası eğitim şirketleri ve eğitim merkezleri tarafından yapılan araştırmalar, ilkokuldan başlayarak üniversite hazırlığa kadar uzanan İngilizce öğrenme yolculuğunda, Türkiye'nin yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor. Son dikkat çeken verilerden biri de uluslararası dil eğitim şirketi EF tarafından hazırlanan İngilizce Yeterlilik Endeksi’ne göre Türkiye’nin 80 ülkeden ancak 62’inci sırada yer alabilmesi oldu.

Konuyla ilgili olarak Yaşar Üniversitesi tarafından, Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin desteğiyle, 'Lise Öğrencileri için Etkili Yabancı Dil Öğrenimi' çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya Cem Bakioğlu, Hatice Güzelcan, Çimentaş ve Bornova Anadolu liselerinin yabancı dil bölümlerinde eğitim gören 53 öğrenci katıldı. Yaşar Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Çağrı Özköse Bıyık tarafından yürütülen 'Avrupa’da İngilizce Öğretmenlerinin Mesleki Gelişimlerini Yenilikçi Programlarla Canlandırma' isimli Marie S. Curie Kariyer Projesi kapsamında düzenlenen çalıştayda yabancı dil öğrenirken yapılan stratejik hataların neler olduğu, lise öğrencilerinin gözünden İngilizce’nin nasıl öğretildiği, yabancı dil öğrenirken kullanılabilecek teknolojik araçlar, kültürel zekanın yabancı dil öğrenim sürecine etkileri gibi dikkat çeken konu başlıkları ele alındı.

'DİL ÖĞRENMEK DOĞUŞTAN GELEN BİR YETENEK DEĞİL'

EF tarafından hazırlanan İngilizce Yeterlilik Endeksi’ne göre Türkiye’nin 80 ülkeden 62’inci sırada yer alabildiğini hatırlatan Yaşar Üniversitesi Yenilikçi Öğretme ve Öğrenme Birimi Koordinatörü Dr. Çağrı Özköse Bıyık, toplumdaki genel kanının aksine doğuştan gelen bir dil yeteneğinin bulunmadığını, ancak her insanda dil öğrenme potansiyelinin var olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ise dil öğrenen kişinin öğrenmeyi hedeflediği dili, hayatının ne kadar büyük bir parçası haline getirmeye çalıştığı ile alakalı olduğunu anlatan Dr. Özköse Bıyık, "EF tarafından yapılan test, ortalama olarak 26 yaşındaki kişilerin yani gençlerin katıldığı bir test olmasına rağmen Türkiye’nin 62’inci sırada yer alabilmesi düşündürücü. İndekste 5 farklı yeterlilik bandı var ve Türkiye maalesef 47.79 puanla en düşük yeterlilik kategorisinde yer alıyor. New York Eyalet Üniversitesi, Albany Kampüsü’nde yürüttüğüm doktora tez çalışmasında dil yeteneği kavramını sorguladım. Tez çalışmasının sonucunda toplumdaki genel kanının tersine doğuştan getirilen bir dil yeteneğinden ziyade, dil öğrenme potansiyelinin olduğunu öne sürdüm. Bu potansiyelin ise dil öğrenen kişinin öğrenmeye çalıştığı dili hayatının ne kadar bir parçası yaptığıyla alakalı olduğunu yani dile temas etmek için ne kadar çaba sarf ettiğiyle doğru orantılı olarak geliştirilebileceğini ortaya koydum. Son yıllarda yapılan araştırmalar da hep bu potansiyelin geliştirilmesine vurgu yapmakta. İnternette TED videoları izlemekten tutun çoklu sanal oyunlar oynamaya,  İngilizce haber uygulamaları takip etmekten, ilgi alanınla ilgili araştırmaları İngilizce yapmaya, paparazzi dergileri okumaktan blog tutmaya kadar İngilizce ile teması mümkün olduğunca otantik yani doğal ortamlarda sağlayan her şey bu potansiyelin geliştirilmesine katkı sağlar" diye konuştu.

'ŞİMDİKİ GENÇLER ÇOK ŞANSLI'

DEÇEM Müdür Yardımcısı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Sultan Başaran ise özellikle 1990’lı yıllardan önce yabancı dil öğreniminde oldukça yetersiz imkanların olduğunu, ancak pek çok fırsatların sunulduğu internet çağında artık öğrenmenin çok daha kolay bir hale geldiğini söyledi. Başaran, "1990’lı yıllarda internet yok, CD yok, sadece kasetler var. Biz İngilizce öğreneceğiz diye ailelerimiz ek bir bütçe ayırmak zorunda kalıyorlardı ki gidip kitap veya kaset alabilelim diye. Bizim kuşak için İngilizceyi yaşamın bir parçası haline getirmek zordu. Her şey yapay kalıyordu. Ancak artık gençler çok şanslı. Bu yüzden lütfen yabancı dili yaşamın bir parçası haline getirin. Örneğin, yabancı bir filmi veya diziyi İngilizce alt yazıyla sonra zamanla alt yazısız olarak izlemeye çalışın, İngilizce şarkı dinleyin, İngilizce araştırmalar yapın, telefonlarınızın ve bilgisayarlarınızın dilini İngilizceye çevirin" dedi.

'EZBER YAPMAYIN, DÜZENLİ ÖĞRENMEYİN'

İngilizce öğrenmenin on temel adımından da bahseden Sultan Başaran, "İngilizce öğrenimini bir matematik ya da fen bilimleri dersi gibi düşünmeyin. Öğrenmek için kesin karar verin, program yapın, düzenli öğrenmeyin, ezber yapmayın, cesur olun gerekirse yanlış yapın, sesli tekrarlar yapın, yabancı arkadaşlar edinin, günlük tutun ve alt yazısız filmler izleyin" tavsiyesinde bulundu.

SINIF DIŞI ÖĞRENİM İMKANI

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller ve Kültürler Bölümü Öğretim Görevlisi Behice Ceyda Cengiz de yabancı dil öğrenirken kullanılabilecek teknolojik araçların neler olduğunu anlattı. Cengiz, teknolojinin kişiyi sınıf öğreniminin dışına çıkartabildiği ve gerçek dünya diline ulaştırdığı için avantajlar sağladığını söyledi.

ÖĞRENCİLER NE DİYOR?

Çalıştayda, lise öğrencilerine 'Sizce öğretmenler İngilizceyi nasıl öğretiyor' sorusunun konuşulduğu bir oturum da yer aldı. Öğrenciler, ders kitaplarının zorunlu tutulmasının öğretmenlerin özgürlüğünü ve esnekliğini elinden aldığını dile getirdi. Üniversiteye giriş sınavının dilbilgisi ve okuma odaklı olmasının ise İngilizce derslerini kısıtladığını ifade etti. Ayrıca dilbilgisi konuları her sene tekrarlandığı için konuların içeriğinin daha cazip hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Çalıştayda ayrıca Yaşar Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Evren Akaltun ile Yaşar Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Ilgın Aktener de konuşmacı olarak yer aldı. (DHA)







 
Son Eklenen Haberler